Şehrin kara kutusu: Açık Stüdyo

İzmir’de bir “performans araştırmaları merkezi” olarak kurulan Açık Stüdyo, odağına bedeni alan ve performans ile buluşan tüm sanat disiplinlerine açık. Burada T’ai Chi Ch’uan, yoga, çağdaş dans, kontak doğaçlama dersleri de veriliyor, müzik performanslarından çağdaş tiyatro eserlerine dek geniş bir ağda etkinliklere de ev sahipliği yapılıyor.

İzmir’de yaratıcı işler, özellikle de bağımsız sanat yapılanmaları konusunda fark edilir bir hareketlilik var. Açık Stüdyo bunu bize yeniden gösterdi. Biraz web sitelerini ya da sosyal medya hesaplarını takip ettiğinizde anlıyorsunuz. Beden ve performans çalışmalarını merkezine alan, aslında sanatın tüm dallarına kapısını açan, kentin sanatçılarını ve izleyicilerini işin içine çeken, uluslararası bir bakışla kendi metnini yazan bir yer burası. Yelpaze çok geniş. T’ai Chi Ch’uan, beden perküsyonu, çağdaş dans, kontak doğaçlama dersleri olduğu gibi yoga ve kukla yapım atölyeleri de var. Etkinlik ve proje mekânı aynı zamanda. Müzik performanslarından çağdaş tiyatro eserlerine dek sanata dair performans olgusu üzerinden kendini ifade edebilecek bütün etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Açık Stüdyo, kendi sahne eserinizi yaratma şansı da sunuyor, bedenin müzik enstrümanı olarak kullanılarak bir müzik yapıtı ortaya çıkarma olanağı da. Metni buraya kadar okuyup tüm bunlar sanat öğrencilerini, sanatçı adaylarını ilgilendiriyor demeyin. Pek çok eğitim, her yaştan ve her alandan insana açık.

Budala Sultan

Açık Stüdyo’nun kurucularından Şafak Ersözlü, İzmirli. Bilgi Üniversitesi Sahne Sanatları mezunu. Hikayenin başında ise İstanbul var. Ersözlü şöyle anlatıyor: “2012’de mezun olunca İstanbul’da eşim Bahar ile Budala Sultan adlı çağdaş sanat kolektifini kurduk. İlk projemiz Kandilli Türbe Çıkmazı idi. Üç dansçı ve bir müzisyen ile çalıştık. Surlarda kamuya açık alanda, Ayvansaray’da mekâna özgü bir performans projesiydi. Performans sonra Arada Disiplinlerarası Sanat Festivali’nin programına da girdi.”

Budala Sultan Sanat Kolektifi, 2014’te Kara Düzen adlı bir çalışma ile İstanbul Tiyatro Festivali’ne katılmış. O arada Şafak Ersözlü, Mimar Sinan Çağdaş Dans Anasanat Dalı’nda yüksek lisansa başlamış. Ve geçtiğimiz yıl İzmir’e taşınmışlar. Sebebini şöyle anlatıyor Ersözlü: “Bakırköy belediye tiyatroları oyuncusuydum, beş yıl orada çalıştım. 2015 Mayısında keyfi bir biçimde 60 kişiyi işten çıkardılar. O vesileyle İzmir’e taşındık. Aklımızda hep vardı ama okul ve iş derken fırsat yaratamamıştık.”
İzmir’in çağdaş sanat habitatı

İzmir’de ilk önce atölye çalışmalarına başladılar. “Sanatta Görünürlük Festivali İzmir”i düzenlediler. Yani üç yıldır İstanbul’da düzenlenen bu festivali İzmir’e taşıdılar. Ve bu sayede kentte 2016 Mayısı’nda dört günde beş mekanda 22 ücretsiz etkinlik gerçekleştirdiler.

Çeşitli mekânları ve sanatçıları buluşturan, seyirciye yeni alanlar açmaya çalışan ve görünürlük konsepti üzerinden ilerleyen bir festivaldi bu. Müzik, edebiyat, çağdaş dans, tiyatro, sanat psikoterapileri, T’ai Chi Ch’uan gibi tüm disiplinlere açıktı. Şafak Ersözlü, “O sayede İzmir’in çağdaş sanat habitatı önümüze açıldı” diyor: “İzmir’de çok sayıda sanatçının iş yapmak için hevesli olduğunu gördük. İzmir’de sanat üretimi yapılacak mecralar kısıtlı olduğu için bu enerjinin durgun bir halde olduğunu fark ettik. Bu yüzden küçük motivasyonlarla bile anında hareket geçebiliyordu, bunu fark ettik. Tamamen gönüllülük üzerinden yürüyen bir festival olmasına rağmen kimse çağrımıza hayır demedi. Mekânlar kapılarını ücretsiz açtı, sanatçılar etkinliklerini ücretsiz gerçekleştirdiler. Oradan da cesaret toplayarak Açık Stüdyo’yu kurduk. Elbette yine gönüllülük usulüyle çok sayıda insanın desteğiyle…”

Performansla ilişkilendirilebilecek tüm disiplinlere açık

Şimdi Açık Stüdyo, İzmir’in performans araştırmaları merkezi olarak aktif olarak şehrin hayatına katılmış durumda. Neredeyse her gün bir etkinlik ya da atölye çalışması var. Bu şehirde sanata dair, performans ile buluşabilecek her disiplinden etkinliğe açık. Yani teknik anlamda bu mekânda gerçekleşebilecek her türlü organizasyona evsahipliği yapıyorlar. Ancak işin merkezinde beden ağırlıklı çalışmalar var. Ersözlü, “Ben tiyatrocuyum ama daha çok beden ağırlıklı çalışan bir tiyatrocuyum. Eşim Bahar Nihal Ersözlü şair ve T’ai Chi Ch’uan eğitmeni. Performans derken bir sahne eserinin de T’ai Chi Ch’uan gibi, yoga gibi bedenle ilgili performe edilerek çalışan disiplinleri de kastediyoruz. Örneğin beden perküsyonu üzerine ya da çağdaş dans üzerine dersler var. Kontak doğaçlama dersleri var, kukla yapım atölyesi oluyor, müzik performansları, çağdaş tiyatro eserleri olabiliyor. Burada Aikido da olabilir. Yelpaze böyle geniş. Aynı zamanda proje mekânı olarak da kullanılabiliyor burası. Dediğim gibi sanata dair performans olgusu üzerinden kendini ifade edebilecek bütün etkinliklere ev sahipliği yapmaya çalışıyoruz.”


Her yaştan ve her alandan insana açık

Kontak doğaçlama, T’ai Chi Ch’uan, çağdaş dans dersleri düzenli devam eden eğitimler içinde. Peki, kontak doğaçlama ya da T’ai Chi Ch’uan nedir? Kontak doğaçlama, 1960’larda Steve Paxton adlı bir dansçının imzasını taşıyan, Aikido ve çağdaş dansın etkileşimiyle biçimlenen bir doğaçlama biçimi. Bedenlerin birbiriyle teması üzerinden, bir bedenin diğer bedenin ağırlığını alması ve ağırlıkla beraber hareket etmesiyle biçimlenen bir sanat.

T’ai Chi Ch’uan, bir savunma sanatı ama ayın zamanda koruyucu hekimlik sistemi. Bir nevi şifa üzerine bir çalışma. Gevşeme ve nefes teknikleriyle, yani bedenin doğal hareketi üzerinden ilerliyor. Geleneksel Yang stil çalışılıyor ve iki yılda kısa form tamamlanıyor.

Çağdaş dans derslerini ise İzmirli ve uluslararası bir sanatçı olan Cansu Ergin veriyor. Ersözlü, “Onun farklı hareket tekniklerinden kendi sentezlediği bir anlayışı var, orada teknik çalışılıyor” diyor: “Beden kendi potansiyelini en iyi nasıl kullanabilir? Bu da Cansu’nun verdiği dans cümleleri üzerinden ilerliyor.”

Kontak doğaçlama, T’ai Chi Ch’uan ya da çağdaş dans derslerine her yaştan ve her alandan insan katılabiliyor. Çünkü burada asıl olan kişinin kendi anatomisinin doğası ve onu nasıl kullanabileceğini öğrenmesi.  Ersözlü, bir eklemede bulunuyor: “Sanattan hoşlanmayan biri de burada yoga yapıp, nefes aldığını hissedebilir ve sağlıklı bir ruh hali ile ayrılabilir” diyor.

Performans Tasarımı

Şafak Ersözlü daha çok metin ve beden ilişkisi üzerine çalışıyor; sanat psikoterapi ve dans terapi yöntemleriyle ilgileniyor. Açık Stüdyo’da ise “Performans Tasarımı” dersi veriyor. Şöyle anlatıyor Ersözlü: “Tiyatrodan geliyorum, dans üzerine yüksek lisans yapıyorum ve beden odaklı bir tiyatro anlayışım var. Kişinin kendi metnini ve kendi hareket tasarımlarını oluşturması ile ilgileniyorum. Ve bunu resim, müzik gibi farklı formlarla ilişkilendirerek disiplinler arası küçük eserler üreterek çalışıyorum. Yani kişinin kendi ruh hali itibariyle gündeminde olan bir konuya dair bir metin yazması, o metin doğrultusunda bir hareket tasarımı yapması ve kağıt üzerine o hareket tasarımının desenlerini çizmesi söz konusu. Bu üç farklı form sahne üzerinde biraraya geldiğinde bir eser ortaya çıkıyor. Kısaca herhangi bir metni sahneye koymak değil de kendi metnini yaratmak…”

“Bedenimiz bizim evimiz”

Düzenli olarak sürdürülen ve Tonguç Gökalp’in yürüttüğü Beden Perküsyonu çalışması da var. Burada da beden müzik enstrümanı olarak kullanılıyor ve bedenden çıkan seslerle bir müzik eseri yaratılıyor. Neticede ağırlık noktasında beden odaklı çalışmalar var. “Çünkü” diyor Ersözlü: “Bedenimiz bizim evimiz. Bunun içinde ne kadar konforlu var olabilirsek daha gerçeğe yakın bir algımız oluyor. Doğayla, birbirimizle kurduğumuz ilişkilerde bir denge kurabiliyoruz.”

Cumadan pazara sürekli etkinlik var

Açık Stüdyo, aynı zamanda bir etkinlik mekânı. Pazartesiden perşembeye her gün bir atölye ve eğitim çalışması var, Cumadan pazara ise performanslar izlenebiliyor. Bugüne dek çok önemli isimleri ağırlamış ve pek çok disiplini içeren çalışmaya ev sahipliği yapmışlar. “Örneğin” diyor Ersözlü: “Paris’ten opera sanatçısı Ahmet Ortaçdağ geldi. Tartışma-konser adını verdiği bir performans yaptı. Kendi yazdığı kitabı seyirciyle tartışırken aryalarını seslendirdi. İzmirli sanatçıların etkinlikleri oluyor. Out Of Time grubunun konseri, Cansu Ergin’in ve Serenay Oğuz’un çağdaş dans ve performans gösterileri oldu. Tonguç Gökalp Project ve Mertkan Yılmazer konseri vardı. Orçun Çıtır Bukowski adlı oyunu oynadı. Ünal Ersözlü şiirlerini okudu. Merve Ünsal ve Borga Kantürk’ün Mesafeler adlı sunum performansı yapıldı. Bu ay ise Tiyatro 4, ‘Shakespeare Öldü, Aş Bunları’ adlı bir oyun oynuyor.”

Çocuklara çağdaş dans ve kukla yapım atölyesi

Açık Stüdyo’da çocuklarla çağdaş dans dersleri de başlıyor. Yine çocuklar ve yetişkinlerle Kukla Yapım Atölyesi sürüyor. Ersözlü, ekliyor: “Burası boş bir mekân aslında, içini istediğimiz gibi doldurmakta özgürüz. Burada uluslararası işler de oluyor. Kaldı ki Açık Stüdyo’yu açarken de uluslararası bir yer olarak tasarladık.”

Çalışma ve etkinlikleri takip etmek isterseniz; “acikstudyo.com”  ya da facebook.com/acikstudyo adreslerini listenize alın.

Ocak 2017/İzmir Life

Fotoğraf: Alpay Sönmez

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir