Yarımada’da “hayatı yakala!”

  • Ephesus
    Ephesus, Turkey - Middle East, Roman, Ancient Greece, Landscape
  • HARITA
  • ERC_6868
  • _AYK2462
  • _BUZ3079
  • _BUZ3900
  • _CHS9255
  • _GRD6060
  • Ağrı Dağı-8 (1)
    Ertuğrul Tugay
  • ERC_7268 (2)
  • ERC_7115

Yarımada’da “hayatı yakala!”

Doğası, lezzetleri, gelenekleri, tarihi ve insanıyla bir hazine olan Yarımada’da “hayatı yakalamaya” hazır mısınız? Yarımada konukları artık bölgeyi yürüyüş ve bisiklet yollarında, bağ ve zeytin rotalarında, tematik pazarlarda, şenliklerde, köy pansiyonlarında, orman kamplarında deneyimleyecek.

Eşsiz güzellikte bir doğa, mitolojik öyküleriyle milattan önceki zamanlardan gelen bir tarih ve bu birikimle zenginleşen bir kültür… İzmir’in Karaburun’dan Güzelbahçe’ye uzanan yarımadası… Yerel lezzetlerden şenliklere, tarım ürünlerinden gezi rotalarına dek Yarımada’nın zenginlikleri, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı Yarımada Projesi ile ortaya çıkıyor. Nasıl mı?

Hepsi ayrı birer çekim alanı olan Karaburun, Çeşme, Urla, Seferihisar, Güzelbahçe, Menderes ve Selçuk ilçeleri gezi rotaları ile yeniden bütünlüklü hale geliyor. Tarihteki 6 İyon kentini (Ephesos, Kolophon, Lebedos, Teos, Klazomenai ve Erythrai) birbirine bağlayan Efes-Mimas Yolu, Selçuk Efes’ten başlayarak Çeşme Ildır-Erythrai’ye, oradan Mimas hattı ile Karaburun’a ulaşıyor. Bisiklet ve yürüyüş yollarını temel alan bu rota, bağ, zeytin ve deniz yolları ile kesişiyor. Düzenlenecek olan ultra maratonlar, macera, orientiring, su sporları yarışları ile yerel şenlik ve festivallerle Efes-Mimas Yolu canlanıyor. Öte yandan yerli halkın kendi kaynaklarıyla kalkınması, yerel tarımsal üretimin desteklenmesi, yöresel üretici pazarları gibi bölgenin gelişmesine hizmet edecek çok önemli çalışmalar var.

Hafta sonu turizminden gastronomiye

“Hiçbir ciddi iş, hayal etmeden gerçekleşmez. Biz, İzmir’in bugünü ve yarını adına bir düş kurduk. Toprağı, denizi, insanı, hayvanı ve bitkisiyle tüm doğayı içeren bir düştü bu. Coğrafi, tarihi ve kültürel değerleriyle eşsiz Yarımadamızı yerel varlıklarıyla kalkındırmayı hayal ettik.”

Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi’nin ortaya çıkışı bu cümlelerle özetlenmiş. Temelde de 10 hedef belirlenmiş: Hafta Sonu Turizmi, Gastronomi Turizmi, Tarih Turizmi, Bisikletli Turizm, Kırsal Turizm, Yerel Ekonomik İstihdam, Tarım Makineleri Ortak Hizmet Alanı, Ekolojik Köy ve Yerleşimler, Tematik Park/Kamp Alanları, Sanat ve Tasarım.

_BUZ3900

Efes-Mimas (Karaburun) hattında tarih yolculuğuna çıkmaya hazır mısınız?

“Capo Calaberno Yolu” böylece yeniden hayat buluyor

İzmir’i İzmir yapan biraz da çevresi-doğası, sahil beldeleri değil mi? Yarımada özellikle. Yani Seferihisar, Güzelbahçe, Urla, Çeşme ve Karaburun’u İzmir’in civarından alın, ne kalır? Burası İzmir için sonsuz bir hayat kaynağı değil de nedir? Kentin ekonomik kalkınması da bu akstan ayrı düşünülemez. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin projesi de bu gerçekten hareket ediyor. Amaç Yarımada bölgesini, hinterlandında yer alan Balçova, Narlıdere, Selçuk ve Menderes’le birlikte kalkındırmak.

İşin en önemli ayağı Gezi Rotaları. Efes-Mimas Yolu, gezi güzergâhları kapsamında oluşturulan yürüyüş, bisiklet, zeytin ve bağ yolları ile mavi rotanın ortak adı. Yani yerleşimi sekiz bin yıl önceye giden Yarımada’nın tüm kültürel birikimi ilk kez, “Efes-Mimas Yolu” adı altında tematik rotalara dönüştürüldü.

Selçuk, Menderes, Seferihisar, Güzelbahçe, Urla, Çeşme ve Karaburun ilçelerinden geçen Efes Mimas Yolu, kadim İyonya uygarlığından Osmanlı eserlerine kadar tarihin izini sürmek için oluşturulmuş bir rota. Çünkü 12 İyon kentinden 6’sı, Efes-Mimas Yolu’nda yer alıyor. Bunlar; Ephesus (Efes-Selçuk), Kolophon (Değirmendere-Menderes), Lebedos (Ürkmez-Seferihisar), Teos (Sığacık-Seferihisar), Klazomenai (İskele-Urla) ve Erythrai (Ildırı-Çeşme). Diğer bir İyon kenti Phokaia (Foça) ile Yarımada arasındaki köprüyü ise mavi rota kuruyor. Eski haritalarda Karaburun’un eski adı olarak anılan “Capo Calaberno Yolu” da böylece yeniden hayat buluyor.

Yarımada Şenlikleri

Rotalar; plajlar, orman kampları, günübirlik turizm bölgeleri, kazı alanları ve ören yerleri, müzeler, zeytinlikler ve işlikler, bağlar, köy pansiyonları, yöresel lezzetlerle tatlanan mekânlar, pazaryerleri, şenlik ve festivaller ile kesişiyor. Örneğin gezi güzergâhları üzerinde tematik park ve kamp alanları oluşturuluyor. Su sporları merkezi ya da yaz bilim kampları gibi. Ulusal ve uluslararası kültürel ve sanatsal etkinlikler, sanat sokağı, yerel tematik müzeler ile sanat okulları ve atölyeleri destekleniyor. Mutfak şefi, yaratıcı yazarlık, görsel sanatlar gibi alanlarda yetenek yönetimi eğitimlerinin verileceği Yetenek Kampusu gibi başlıklar var. Yarımada’da tasarım, yaratıcı turizm ve yetenek geliştirme altyapısı da oluşturuluyor. Yarımada Şenlikleri Projesi bunlardan biri. İzmir Büyükşehir Belediyesi, tüm bu etkinliklerin takviminin birbirine uyumlu şekilde hazırlanması ve tanıtılması konusunda bir üst organizasyon olarak görev yapıyor.

_GRD6060

Mobil uygulama ile rotaları kolayca izleyin

Bu, İzmir için hayati önemde bir proje. İzmir Büyükşehir Belediyesi “yerelde kalkınma” hedefiyle başlattığı bu kapsamlı çalışmayı, İzmir Kalkınma Ajansı’nın desteği ve Yüksek Teknoloji Enstitüsü ile Ege ve Dokuz Eylül üniversitelerinin işbirliğiyle, yerli halk, ilçe belediyeleri ve sivil toplum kuruluşlarının katkılarıyla şekillendirdi.

Efes-Mimas Yolu da öyle kolayca oluşmadı. Bunun için yürüyüşçüler, dağcılar, bisikletçiler ve zeytincilerden oluşan 18 sivil toplum örgütü, yaz kış demeden Selçuk-Karaburun hattında yol aldı. Yürüyüş ve bisiklet yollarını, zeytin ve bağ rotalarını belirlediler. Ulaşım olanakları, coğrafi veriler, konaklama mekânları, mola ve kamp alanları, sağlık tesisleri, tarihi ve doğal değerler haritalara işlendi. 700 kilometrelik Efes-Mimas Kültür Rotası, uluslararası standartlarda işaretlenerek yönlendirici tabela ve bilgilendirici levhalarla donatıldı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, rotaları detayları ile anlatan bir rehber kitap, web sitesi ve mobil uygulama hazırladı. www.rota.yarimadaizmir.com adresindeki veriler mobil uygulamaya da dönüştürüldü. Kullanıcılar, GPS verilerinin işlendiği uygulamayı mobil cihazlarına indirebiliyor. Böylece internet erişiminin olmadığı yerlerde de yoluna devam edebiliyor. Uygulamada yer/yön bulma dışında tüm önemli donatılar, gezilecek görülecek yerler tematik bazda haritalanmış durumda ve başka bir yardıma ihtiyaç olmadan deneyimlenebiliyor. Bir sonraki aşamada karekod sistemi de olacak. Yönlendirme tabelaları üzerine bu sistem bulunacak. Kişi ya da grup herhangi bir sıkıntı yaşadığında akıllı telefonuna karekodu okuttuğunda tekrar rotayı görebilecek. Amaç, insanların rehber olmadan da güvenilir bir ortamda yürüyebilmesi ya da bisikletine binebilmesi.

Rotalar kullanılmaya başlandı

Ayrıca bisiklet ve dağcılık kulüpleri kendi organizasyonlarıyla bölgede etkinlik yapıyorlar. Örneğin “Az Bilinen Antik Kentler Bisiklet Turu” ile düzenli olarak İzmir’in çeşitli bölgelerinde etkinlik gerçekleştiriyorlar. (http://azbilinenantikkentlerturu.org/) Bunun dışında belli zamanlarda belediye bu rotalarda aktivite yapacak. Orta ve uzun vadede yerelde rehberlerin yetiştirilmesi de planlanıyor. Yakın bir zamanda kulüp ve derneklerin program ve etkinlikleri de web sayfası üzerinden duyurulacak.

HARITA

Belli noktalarda çakışıp, belli noktalarda ayrışan rotaların ayrıntıları ise şöyle:

Yürüyüş yolu: 49 parkurdan oluşan 4 etaplık yürüyüş yolu, tarih ve bağ temalı rotaların temelini oluşturuyor. Yarımada Projesi alanındaki altı antik İyon kentini ve diğer tarihi alanları birbirine bağlayan toplam 709 kilometrelik (ana hatlarıyla 450 kilometre) yürüyüş yolu, Selçuk Artemis Tapınağı’ndan başlıyor, Erythrai’den Karaburun Yarımadası’na uzanarak son buluyor. Yürüyüşçülerin güzergâh üzerinde belirlediği kamp alanları, su kaynakları, doğal ve tarihi miras gibi veriler haritalara işlendi.

Bisiklet yolu: Çeşme Limanı-Artemis Tapınağı arasında, toplam 773 kilometre uzunluğundaki bisiklet yolu 5 etaptan oluşuyor. Bu etapları meydana getiren 15 parkurdan 3’ü (190 kilometrelik bölüm) Avrupa Bisiklet Ağı (EuroVelo) standartlarını taşıyor. Belediye bir yandan da kenti, EuroVelo-Avrupa Bisiklet Ağı’na entegre etme çalışmalarını sürdürüyor. Avrupa Bisikletliler Federasyonu’nun (ECF) yönettiği 70 bin kilometrelik EuroVelo’nun 14 rotası bulunuyor. Akdeniz Bisiklet Ağı’na üyelik gerçekleştiğinde, Avrupa bisiklet yolları deniz yoluyla Çeşme Limanı’ndan Yarımada’ya bağlanacak; İzmir’deki bitiş noktası ise antik Efes kenti olacak. Projenin iller arası ortaklıklar temelinde Aydın Kuşadası üzerinden Muğla ve Akdeniz’e uzanması düşünülüyor.

Zeytin yolu: Güzelbahçe, Çeşme, Seferihisar, Menderes ve Selçuk ilçelerinden geçen zeytin yolu, Zeytince Ekolojik Yaşamı Desteklene Derneği tarafından belirlendi. 7 bölgesel etap ve 21 alt rota ile tamamlanan 531 kilometrelik yol üzerinde; anıt zeytin ağaçlar, zeytinyağı işlikleri, su kaynakları, zeytinyağı fabrikaları, manzara / seyir terasları, zeytin ezme yerleri, zeytinyağı yapımında kullanılan taşlar, kamp yerleri, kuyular, yel değirmenleri ve su değirmenleri tespit edildi. Urla Klazomenai’de dünyanın bilinen ilk modern zeytinyağı işliğine sahip Yarımada, bu rota ile uluslararası gastronomi turizminin önemli duraklarından biri haline geliyor. Zeytin yolcularını üreticilerle buluşturan bu yol İzmir’in üye olduğu “Dünya Gurme Kentler Ağı’na da (DELICE) bağlanıyor.

Bağ yolu: Çeşme’de Anadolu’nun bilinen ilk şaraphanesine sahip Yarımada, tarihinden aldığı güçle bugünün bağ rotasını oluşturuyor. MÖ 2000’lerde Hititler ve Giritlilerin şarap üretip ihraç ettiği antik Çeşme limanında Bağlararası mevkiinde bulunan şaraphane, arkeolojik kazılar ile ortaya çıkarılıyor. Arabayla gezilebilen, yürüyüş ve bisiklet yolları ile kesişen 151 kilometrelik bağ yolu, meraklılarını Selçuk, Menderes, Seferihisar, Urla, Çeşme ve Karaburun’daki üzüm bağlarında 6 etapta gezdiriyor ve üreticiyle buluşturuyor. Bağ yolunun European Wine Cities (Avrupa Şarap Kentleri) gibi ağlara bağlanmasına yönelik çalışmalar da yapılıyor.

Mavi rota: Mavi Rota ile tarihin usta denizcileri İyonların izinden giderek, Foça, Sakız ve Sisam ile Yarımada ile bağlantı kuruluyor. Mevcut Mordoğan-Foça seferleri antik Phokai kentine vararak bu hedefin bir etabını gerçekleştiriyor. İkinci etapta da Chios (Sakız) ve Samos (Sisam) adalarıyla deniz ulaşımı bağlantısı hedefleniyor. Bu kadar da değil. Rota, kent içi deniz ulaşımına entegre ediliyor. Plajlar yeniden tasarlanıyor. Deniz sporları, kamp alanları, balıkçı barınakları ve olta balıkçılığı ile deniz turizmi destekleniyor. Yarımadanın plaj envanteri hazırlanıyor. Plajların mavi bayrak ve sertifikası, yüzme suyu, su sporları, plaj sporları, hepsi bu envanterde yer alıyor. Mavi Rota’nın bileşenleri içinde günübirlik turizm ve deniz sporları etkinlikleri için Yassıcaada, Karantina Adası ve Hekimada gibi kıyı adalar da var. Ayrıca Urla Su Altı Arkeoloji Müzesi, Kiklad tekneleri ve İzmir tekneleri ile antik deniz rotaları da.

_AYK2462

Seferihisar’da mandalina, Karaburun’da nergis

Proje yerelde kalkınma üzerine kurulu olduğu için başka bileşenler de var. Örneğin yerel üretimin güçlendirilmesi için yarımadadaki üretici pazarlarının standartları yükseltiliyor ve tanıtılıyor. Ayrıca bölgedeki tarım ve hayvancılık faaliyetleri destekleniyor. Tarımsal ve mesleki eğitim projeleri var. Örneğin Seferihisar’da mandalina, zeytin, organik tarım, küçükbaş hayvancılık ve arıcılık, Karaburun’da ise nergis, narenciye, zeytin ya da kopanisti peyniri üzerine eğitimler var. Yine taş ustalığı, ev pansiyonculuğu ya da sepet örücülüğü gibi mesleki eğitimler veriliyor. Burada amaç üreticilerin gelir düzeyini yükseltip göçü önlemek, ayrıca gıda üretimi standartları iyileştirmek. Ayrıca terk edilmiş köylerin sağlık, sakız, sakin yaşam gibi alanlarda ihtisaslaşarak yeniden canlandırılması planlanıyor. Urla Bademler’in doğal yaşam köyü haline getirilmesi gibi.

Köy pansiyonculuğu da var sabun atölyesi de

Tüm projeler de eşzamanlı olarak uygulamaya geçiyor. Hafta sonu turizmi için günübirlik kullanım amaçlı tematik alanlar oluşturuluyor. Örneğin Urla Kum Denizi Halk Plajı düzenleniyor ya da Urla Barbaros Çocuk Köyü’ndeki göletlerin çevresi rekreasyon alanına dönüştürülüyor. Gastronomi hedefi için “tarladan sofraya” ve “tarladan okula” modelini hayata geçirmek üzere gıda güvenliğini sağlama çalışmaları yapılıyor. Yarımada pazarları çatısı altında yerel hizmet noktaları oluşturuluyor. Tarih turizmi için Yarımada’daki arkeolojik ve tarihi alanlar, yerel kültürel peyzaj içinde değerlendiriliyor. Bu kapsamda kırsal mimari yapım teknikleri eğitimleri verilirken, Antik Erythrai (Ildırı) kentindeki Matrone Kilisesi’nin restorasyonu yapılıyor. Erythrai Seramik Ocakları Deneysel Arkeoloji Uygulaması ve Klazomenai Zeytinyağı İşliği de bu başlığa dahil. Kırsal turizm hedefi ise Yarımada kıyı şeridinden iç bölgelerine uzanan yürüyüş güzergâhlarında köy pansiyonculuğu, sabun atölyesi renovasyonu gibi hizmetleri geliştirmeyi içeriyor.

_CHS9255

“İzmir’de tarım diğer iki büyük metropole göre çok önemlidir”

Proje, bütün olarak incelendiğinde İzmir için önemi ortaya çıkıyor. Yarımada Strateji Projesi Yöneticisi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden Yard. Doç. Dr. Koray Velibeyoğlu da aynı kanıda: “İzmir’de tarım diğer iki büyük metropole göre (Ankara, İstanbul) çok önemlidir ve özellikle Gediz, Bakırçay ve Küçük Menderes Havzalarının ana geçim kaynağıdır. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yerelde kalkınma hedeflerine bağlı olarak bu faaliyetlerin korunması ve desteklenmesi öncelikli. Yarımada bölgesi bir tarım bölgesi olmamasına rağmen daha az kirlenmiş, nitelikli ve katma değeri yüksek olabilecek tarım ürünlerinin küçük mikro bölgelerde doğal olarak yetiştiği bir coğrafya. Enginar, şaraplık üzüm, zeytin, nergis çiçeği gibi ürünlerin bu coğrafyada hem mitolojik hem de güncel bağları mevcut. Tarih, doğa ve hikâyelerle besleniyor olması ve bir alternatif turizm destinasyonu olması da yöreyi farklılaştırıyor. Bu nedenle yapılacak her türlü müdahalenin ölçeği ve dozu dikkatle ayarlanmalı. Yöre için önemli olan ve kümelenme potansiyeli gösteren tarım ürünleri ve faaliyetler için Zeytin Yolu, Bağ Yolu, Mavi Rota gibi tematik güzergâhların belirlenmesi bu bilinirliği elbette besleyecek.”

Gediz ve Bakırçay Havzaları da bu ağa dahil olacak

Bu proje, İzmir’in yerel kalkınma ve sürdürülebilir yaşam stratejilerinin ilki. Sonrasında tamamlanan ve İzmir’in kuzey ilçelerini kapsayan Gediz-Bakırçay Havzası ile güneyi içerecek olan ve yeni başlanan Küçük Menderes Havzası çalışmaları ile İzmir’in gelecek 10 yıldaki yerel kalkınma hedeflerine yönelik ayrıntılı bir belgeleme ve fikirler seti oluşturulmuş olacak. Velibeyoğlu’na göre Yarımada Projesi’ne bu perspektiften bakmak gerek: “Burada üç temel amaç var: Yerel varlık-odaklı koruma ve geliştirme, yerelde üretim, yerinde tüketim, sürdürülebilir ulaşım. Bahsedilen amaçlar, daha sonra yapılan tarımsal havza çalışmalarının da temelini oluşturacak ve aralarında bir bütünlük kuracak. Yarımada stratejisinin uygulamaya geçiyor olması, diğer bölgeler için de önemli. Proje içinde önerilen rotaların, yerel pazarların, etkinliklerin, uygulamalı öğrenme programlarının Gediz-Bakırçay Havzası ile Küçük Menderes Havzası’nda bütünlüğünü kurabilmek mümkün ve bu yönde talepler geliyor. Örneğin Yarımada için oluşturulan yılık kültür ajandası şimdilerde Gediz ve Bakırçay Havzaları için de üretiliyor. İzmir’in çeperinde başlayan bu tür bir hareketlilik metropolitan merkez ile de olan bağlantıları da güçlendirecek. Örneğin şimdiden orta ve dış körfeze yeni vapurların çalıştırılması gündeme geldi. Yarımada için Mordoğan, Karaburun yanı sıra Urla ve Güzelbahçe iskeleleri için çalışmalar da sürüyor.”

_BUZ3079

Hızlı tüketim kültüründen uzakta, tarih ve doğayla yoğrulmuş

Yarımada projesi yalnızca metropolitan merkez ve yakın yerleşimlere değil, uluslararası ağlar yardımıyla dünyaya da entegre olacak. Tarımdan turizme, çevreden yerleşime kadar bu uluslararası ağlar tarif edilmiş durumda. En somut örneklerinden biri Eurovelo Avrupa Bisikletli Turizm Ağı. İzmir bu yönde komşu Yunanistan ile temaslarını sıklaştırdı ve en son Selanik Belediye Başkanı’nın İzmir ziyaretinde bu daha da netlik kazandı. Bu ağa üyelik sonrasında Atina’dan Sakız Adası üzerinden Yarımada’ya ve Midilli Adası, Dikili üzerinden Bergama’ya ve Selçuk Efes’e erişim mümkün olacak. Bu erişimin deniz ulaşımı ile desteklenmesi gündemde. Bunun büyük bir sıçrama yaratacağından bahsedilebilir. Ayrıca, İzmir’in Gurme Şehirler Ağı’na girişi de bu yönde bir etki sağlayacak gibi görünüyor. “Sonuçta” diyor Velibeyoğlu: “Yarımada bir yaşam projesidir. Sloganda bahsedildiği gibi hayatı yakalamak için kentlilere müthiş bir olanak sunuyor. Bu olanak hızlı bir tüketim kültüründen uzakta tarih ve doğayla yoğrulmuş, ekolojik ayak izi düşük ve deneyimin arttığı bir anlayış üzerinde şekilleniyor.”

Tüm rotalar işletmelerin kümelenmesi için altyapı oluşturuyor

Yarımada projelerinin tarımsal eğitimler, etkinlikler, tematik pazarlar ve rotalardan oluşan birinci etabı tamamlandı. Bu ilk etapta daha sonra yapılacak proje ve uygulamalar için bir altyapı oluşturuldu. Şimdi sırada bu altyapıları kullanacak üretim ve tüketim ağlarının ve bunların oluşturacağı katma değeri yüksek örgütlü yerel girişimlerin desteklenmesi var.

“Örneğin” diyor Velibeyoğlu: “Zeytin Yolu, Bağ Yolu, Mavi Rota altyapılarını kullanacak tesisler ve bunların kendi aralarında kümelenmesi önemli bir öncelik olarak ortaya çıkıyor. Bağ Yolu ve dolayısıyla bununla ilgili şarap üreticilerinin oluşturduğu dernek vasıtasıyla yapılan çalışmalar İZKA tarafından da desteklendi. Dolayısıyla en hazır durumda bu grup geliyor. Sonrasında yine İZKA desteği alan yelken kulüplerinin de destekleriyle Mavi Rota çalışmasında ilerleme sağlandığında su sporlarında bir kümelenme sonrasında plajlardan kıyı tesislerine, su sporları merkezlerinden zengin deniz ulaşımı seçeneklerine kadar pek çok olanak sunulmuş olacak. Zeytin Yolu ise özellikle doğal, iyi tarım uygulamaları yapan işletmelerin kümelenmesi için güzel bir altyapı sunuyor. Karaburun’da hayata geçecek olan Zeytin Okulu şimdiden bölgede yer alan Seferihisar’daki Doğa Okulu ile birlikte meraklıları kendine çekecek gibi görünüyor.”

Erythrai (Çeşme-Ildırı) kazılarına da destek olunacak

Sanat ve tasarım yörenin önemli bir değeri olabilecek potansiyelde. Alaçatı’daki kümelenme bunun somut bir örneği. Börklüce Mustafa Heykeli ve Alanı Yarışması ve oluşturulan kültür ajandası da önemli. Velibeyoğlu ekliyor: “Yörede zeytin ve bağcılık gibi önemli değerlerden biri olan seramik yapımını da hayata döndürecek yeni öneriler ikinci etap projeler içinde oluşturuldu. Ildırı Kırsal Kalkınma ve Çevre Düzenleme Tasarım Projesi Eyrthrai ve Klozemenai’daki antik seramik yapımı yeniden canlandırılarak yörenin tarımı destekleyici faaliyetlerine katılacak. Kırsalda konaklamalı sanatçı programları tasarlanacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Turizm Bakanlığı ile imzalayacağı yeni protokolle bölgedeki Erythrai (Çeşme-Ildırı) kazılarına da destek olacak.”

5,8 milyon TL kaynak aktarılacak

Aynı zamanda İzmir Kalkınma Ajansı’nın 2015 yılında açmış olduğu mali destek programı ilk kez sektörel değil, bölgesel bir destek programı olarak hayata geçti. Yarımada Yerel Kalkınma Stratejisi kapsamındaki 5 ilçede 17 Proje desteklendi ve 5,8 milyon TL kaynak aktarılacak. Yerel yönetimle yakalanan bu senkronizasyon ve bunların diğer bölgeler için tekrar edebilme olanağı da Türkiye’de bir ilk olması bakımından öncü kabul edilmeli.

“Bir bütün olarak İzmir’in yerel kalkınması gündeme gelmiş olacak”

Projenin tam anlamıyla vücut bulması kentlinin de sahiplenmesiyle ortaya çıkacak. Sahiplenmemesi de düşünülmemeli. “Çünkü” diyor Velibeyoğlu: “Proje tamamlandığında Türkiye’de ilk defa bir yerel yönetim bu kadar büyük bir alanda sürdürülebilir yerel kalkınma örneği oluşturmuş olacak. Dünyada ve ülkemizde kent-kır ayrımı giderek ortadan kalkarken, kırsala geri kalmış ve yok olmakta olan bir yer algısı da ortadan kalkmış olacak. Bir bütün olarak İzmir’in yerel kalkınması gündeme gelmiş olacak. Bunu başarabilen kentlerin gelecekte sermaye değişimlerinden ve diğer dışşal olumsuzluklardan en az etkileneceğini söylemek yanlış olmaz. Eğer uygulamalar benimsenir ve yaygınlaştırılabilirse İzmir uzun vadede bu tür bir sürdürülebilir büyüme yoluna girmeyi başaracaktır. Son Büyükşehir Yasası ile köyleri mahalle olan, yerleşimlerinde genç ve çocukların kalmadığı, üretimden vazgeçen bir yer algısını tersine çevirmek gibi önemli bir mücadele olacaktır. Bu mücadelede İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğü ve iradesi büyük bir örnektir. Diğer yandan, uygulama sürecinde sivil toplum kuruluşlarının Yarımada projesinin yanında olması, meslek odalarının destekleri de sinerji seviyesini yükseltmektedir. Kooperatiflerin yanında örgütlenerek biraraya gelmeyi başarabilen örnek, sosyal sorumluluk sahibi ve yenilikçi özel sektör girişimlerinin de çekilebilmesi projenin geleceğinde büyük önem taşıyacaktır.”

Kırsaldaki gençler tarımı sevsin

Ertuğrul Tugay

İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Projeler Şube Müdürü Ertuğrul Tugay da benzer konulara dikkat çekiyor. Bunlar arasında en önemlisi de kırsaldaki genç nüfus oranını yükseltmek ve tarıma döndürmek:  “Yarımada Projesi iki aşamalı. Birincisi kırsalda üretimi arttırmak. Üreticilerin örneğin koyun-keçi sayısını arttırıp, süt üretimi ya da yöreye özgü peynir neyse onun oranını ve kalitesini yükseltmek. Böylece Yarımada’da göçü önlemek, nüfusu gençleştirmek. İnsanlar üretim yapamayınca ya da yapılan üretim değer bulmayınca gençler kente geliyor. Gençlere tarımı sevdirmemiz gerekiyor. Ayrıca kısıtlı imkânlarla, kısıtlı alanlarda üretim yapan çiftçinin onu satma derdi olmasın. Bunun için de gezi rotaları ile tüketiciyi oraya götürme hedefi var. Ayrıca köy meydanlarında üretici satış noktaları oluşturuyor. Bunun için satış tezgâhları yaptık, üreticiye dağıtıyoruz. Bu üreticilere satışla ilgili hijyen koşuları ile ilgili eğitimler de veriliyor.”

Tümüyle gönüllü ve yerel
Gezi rotaları Yarımadayı canlandırmak dışında, üreticiyi tüketiciyle buluşturma adına da rol üstlenecek. Bu yüzden Efes-Mimas Yolu önemli. Dağcılık yapan ve bu yüzden de Türkiye’deki kültür rotalarını iyi bilen Ertuğrul Tugay, Türkiye’de en popüleri Likya Yolu olmak üzere 18 kültür rotası olduğunu söylerken, turizmdeki öneminden söz ediyor: “Likya Yolu’nda önemli bir sirkülasyon var ve bunun mevsimi yok. Yazın da kışın da turist var. Dolayısıyla Yarımada bu rota ile turizm anlamında önemli bir cazibe merkezi olabilir. Buraya gelen insanların yüzde 5’ini, 10’unu bu yollarda yürütsek bizim kırsaldaki insanımıza önemli bir katkı sağlayacak. Buradaki önemli nokta da şu: Diğer kültür rotalarının paydaşları bakanlık, müdürlük, belediyedir. Burada ise tamamen yerel birimler bu işe sahip çıkmıştır. Bu proje büyükşehir belediyesinin projesi ve 14 dağcılık, 4 bisiklet kulübü, Zeytin Derneği, bir de bağcıların derneği işin içine girdi. 68 gönüllü üye, 26 Ocak’tan itibaren sahaya çıktılar. Yürüyüş için 8 ekip vardı. Bisiklet tek grup çalıştı. O bölgelerde daha önceden rotaları birbirine bağlayan ara bağlantıları oluşturduk. Önce rotalar tekrar tespit edildi, sonra işaretleme konusunda sahaya çıkıldı, patikaların boya ile işaretlenmesi ve yönlendirici tabelalarda yine gönüllüler çalıştı.”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu:

“Yarımadayı İzmir’de, Türkiye’de duyuruyoruz ve dünyada duyurmaya başlıyoruz”

“Giderek kırsalımız-köylerimiz boşalıyor, giderek üretim düşüyor ve biz bir yerde kırsalımızı tamamen kaybetmekle yüz yüze kalıyoruz.” Bu sözler Aziz Kocaoğlu’na ait. Yarımada Projesi’nin çıkış amacı da bu. Küresel sorunlara İzmir’den bir cevap bu. Daha önemlisi yerelde ve yerinde kalkınmayı hedefleyen çok büyük bir fikir ve iş.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Çeşme, Karaburun, Urla, Seferihisar, Güzelbahçe, Menderes ve Torbalı ilçelerini dâhil ettiği Yarımada Stratejik Planı’nda uygulamaya geçti. Üstelik proje Gediz-Bakırçay Havzaları ile Küçük Menderes için de uygulanacak. İş büyüyor. Başkanla bu devasa kalkınma modeli üzerine konuştuk.

ERC_6868

Yarımada Projesi ile Türkiye’de ilk defa bir yerel yönetim bu kadar büyük bir alanda yerelde kalkınma örneği uyguluyor. Kırsalda üretimin bitme noktasına geldiği, kır-kent dengesinin bozulduğu günümüzde bu proje çok önemli. Gezi rotalarına da tarımsal desteklere de önce bu büyük resim üzerinden bakmamız gerek, değil mi?

Biz göreve geldiğimizden bu yana yerelde kalkınmayı hedefledik. Ona göre vizyonumuzu kurduk, stratejik planımızı yaptık. Önce 3030 sayılı yasa ile 9 ilçelik metropolden bahsediyoruz. Sonra 10 ilçe bağlanınca ayrı bir genişleme yaptık. Son olarak 30 ilçe olduğumuzda da ayrı bir çalışma yaptık. Tabii ki Yarımada İzmir’i ve ülkemizi kalkındıracak boyutta müstesna bir coğrafya. Tamamı 171 bin hektar ve birçok özelliği var. Deniziyle, ören yerleriyle, İyon kentlerinin büyük bölümünün burada olmasıyla, yerel ürünleri, yerel kültürü ve doğal yaşamıyla, Çeşme, Urla, Seferihisar ve Selçuk gibi turistik yerleriyle muazzam bir bölge. 6 sene oldu sanıyorum. “Yarımada nasıl kalkınır” diye bir yarışma projesi yaptık. Buraya 40’ı aşkın eser katıldı. 3 tanesi ödül aldı, 5 mansiyon verildi. Ama bu kadar büyük bir alan nasıl kalkınır sorusunun cevabı, Türkiye’de hemen hemen hiç uygulaması olmayan bir yarışma etkinliğiydi. Belli veriler alındı ama bunun yarışmadan ziyade bir bilimsel kurul tarafından, yerelde çalışma yaparak, bütün bitki envanteri, hayvan envanteri, ören yerleri, bisiklet yolları, köy pazarları gibi birçok çalışmayla birlikte yapılması gerektiğine karar verdik. Biz bu kararı verdiğimizde Çeşme ve Karaburun daha büyükşehre bağlanmamıştı. Onun için valimizden talep edip İZKA gündemine getirdik ve bizim yarışmada birinci olan ekibin başındaki öğretim üyesi ve diğer üniversitelerden çeşitli meslek gruplarından öğretim üyeleriyle beraber yerinde değerlendirmeler, arama konferansları yaptık ve bir Yarımada Sürdürülebilir Kalkınma Planı oluşturduk. İZKA’nın desteklediği bu proje bitti. Oradan 140 proje çıktı, biz can alıcı 10 tanesi hedef olarak seçtik ve onları uygulamaya başladık. Sonra da Efes-Mimas Yolu ortaya çıktı, kitapçığı çıkardık.

Proje, tarım ve turizm ağırlıklı. Uygulamalar nasıl gidiyor?

Zeytin yolu, yürüyüş yolları, bisiklet yolları, tarihi aks, bağ yolları gibi birçok çalışma yaptık. Bu rotalar kullanıma hazır artık. İkinci olarak yerelde üretilen ürünler ve yöreye ait hayvanların yetiştirilmesi teşvik ediliyor, pazarların düzeltilmesi, köy pazarlarının geliştirilmesi, ören yerlerinin restorasyonu destekleniyor. Burada kimin neye ihtiyacı varsa, büyükşehir belediyesinin yasal yetkisi çerçevesinde veriyoruz. Kimi nergis çiçeğini saklamak için soğuk hava deposuna ihtiyacı olduğunu söylüyor, öbürü arıcılık için petek ve bal kovanı lazım diyor, biri peynir yapıyorum, mandıra gerek diyor, bir diğeri zeytin toplamak için sele, kasa istiyor. Bunların tespit edip uyguluyoruz. Küçükbaş hayvan desteği verdik. Şimdi ziraat odalarına tarım iş makineleri desteği veriyoruz. Tabii turizmi teşvik ediyoruz. Suyun temini, çevreyi koruma, arıtma tesisleri… Yerelde ve yerinde kalkınma, tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi, pazara en yakın noktada bu ürünlerin üretilmesini ve sağlıklı üretilmesini sağlayacak sistemi kuruyoruz. Buraya gelen insanların da temiz çevrede, temiz denizde, temiz su kullanarak, yine güvenlikli gıda ile beslenmesini ve tatil yapmasını sağlamaya çalışıyoruz.

Bu sistem Gediz-Bakırçay Havzaları ile Küçük Menderes için de uygulanacak. Yarımada ile beraber üçü eşzamanlı mı yürüyecek?

Buradan aldığımız güçle Gediz ve Bakırçay havzalarındaki 7 ilçe için de benzer bir çalışma yürütüyoruz. Dikili, Bergama, Kınık, Aliağa, Foça, Menemen ve Kemalpaşa’nın yer aldığı Gediz-Bakırçay Havzaları için hazırladığımız sürdürülebilir kalkınma stratejisi de hazır; sonuçları çıktı, kitaplaştı. Tıpkı Yarımada’da hazırlanan stratejik plan gibi, Gediz ve Bakırçay havzaları için hazırlanan bu plan da uygulanacak. Dikili, Bergama, Kınık, Aliağa, Foça, Menemen, Kemalpaşa ile Çiğli ilçesinin Gediz deltası bölümünü içeren çalışma kapsamında, Yarımada bölgesi ilçelerinde yapılan strateji çalışması örnek alındı. Bu kapsamda 7 ilçede halk çalıştayı, ufuk tarama çalıştayı, geniş katılımlı uzman toplantısı ve odak grup toplantıları gerçekleştirildi. 2016 yılında bu bölgenin de sürdürülebilir kalkınma stratejik planını hazırlıyoruz. Zaten bir kısım çalışmalar yapıyoruz. Örneğin Kınık’ta ciddi bir küçükbaş havyan dağıtımı yaptık, fidan dağıttık, arazi yollarını asfaltlıyoruz. Bu arada bu bölgenin stratejik planı üzerine çalışırken, Gediz ve Bakırçay planının örnek projelerini 2016’da uygulamaya başlıyoruz. Öbür taraftan Yarımada uygulamaları sürecek. Yani üç proje eşzamanlı olarak yürüyecek.

İzmir ve çevresi tümüyle “yerelde ve yerinde kalkınma” modeline geçiyor diyebiliyoruz o zaman…

ERC_7268 (2)Elbette… Bunların yaparken o bölgede kaybolan ya da azalan tarım ürünlerini, meslekleri, uygulamaları hem yöre insanlarından öğreniyoruz hem bizim bildiklerimiz var. Hepsini bir potada eritiyoruz. Örneğin küçükbaş hayvan dağıtıyoruz. İnsanlar gelip bakımını öğreniyor, ne amaçladığımızı anlatıyoruz. Eğitimden geçenlere küçükbaş hayvan veriyoruz. Tarımın uzun süre ihmal edilmesinden dolayı özellikle aile ziraatı dediğimiz olay ortadan kalkmaya yüz tutmuş durumda. Çok az hayvan besleyen insanların bu işi terk etmesi ve ülkedeki tarımda üretimin azalmaya başlamasından dolayı biz iyice gerilemeye başladık. Tarımda geçinemeyen insanlar bu kez kentlerde iş aramaya koyuluyor ve giderek kırsalımız-köylerimiz boşalıyor, giderek üretim düşüyor ve biz bir yerde kırsalımızı tamamen kaybetmekle yüz yüze kalıyoruz. Araziler atıl kalıyor, satılıyor, üretim düşüyor. Bizim burada tüm amacımız sanayide nasıl üretimin artmasını istiyorsak, turizmde nasıl nitelikli turist gelmesini istiyorsak, fuarda ziyaretçilerin artmasını istiyorsak, tarımda da üretimi ve bu iş koluyla uğraşanların gelir düzeyini arttırmak. Kalkınma dediğimiz de zaten bu.

Geri dönüşler nasıl? Yani kırsaldaki insanlar, örneğin çiftçiler proje karşısında heyecan duyuyor mu, sürece katılıyor mu?

Ben çiftçi kökenliyim. Benim çocukluğumda, gençliğimde ziraat mühendisine, veterinere büyüklerimiz göz ucuyla olarak bakarlardı. Onlar anne-babasından, dedesinden öğrendiği yöntemi yeğlerlerdi. Yine onu yeğliyorlar. Bizi değerlendirmesi için de o bilgilere sahip olması lazım. Yine o bilgiyi kullanıyor ama biz kırsalda çalışmaya başladığımızda İzmir’in her köyünde teveccüh ve katılım gördük. Bu işle 10 yıldır uğraşıyoruz. Kırsalla, kentle büyükşehir belediyesi arasında bir güven oluşmadan bu projeleri yapmak, hadi bilgi olarak yaptınız diyelim, hayata geçirmek mümkün olmazdı. Bir envanter çalışması olarak kalırdı. Ancak istisnasız nereye gidersek gidelim bize güvendiklerini gördük. Biz de onlara güveniyoruz. Biz akıllı projelerle, katılımcı bir yönetim anlayışı ile bu yolda yürüyoruz. Arama konferanslarında zaten konuyu sahiplenmeye başlıyorlar. Gerisi de iyi bir şekilde geliyor.

Projenin konu başlıkları içinde, örneğin gezi rotalarında devreye yerel işbirliklerinin de girmesi gerekiyor gibi görünüyor. Örneğin Şarap Yolu’nda belki şarap üreticilerinin yapacakları olacak. Zeytin Yolu’nda ona keza zeytin üreticileri devreye girecek…

Zaten tüm süreçte onlarla beraber çalıştık. Bisiklet yollarını bisiklet gruplarıyla, bağ yolunu şarap üreticileriyle yaptık. Biz öğreniyoruz, öğretim üyeleri de öğreniyorlar, orada yaşayanlar da öğreniyor. Yürümeye başlıyoruz, yürüdükçe eksikler çıkacak, onları tamamlayacağız. Bu biteviye sürecek, hem iyileştireceğiz, hem geliştireceğiz. Belki proje başlıkları içindeki bir-ikisinden vazgeçilip yerine yenisi konulacak. Böyle böyle gelişerek gidecek.

İlçe belediyelerinin yapacakları olacak, bizim yapacaklarımız olacak, belki Kültür Bakanlığı devreye girecek. Biz bir altyapı oluşturduk ve işe başladık. Belki üç-beş kişi bir araya gelip projeden bir başlığı sahiplenecek. Yeter ki sürekli bunun üstünde çalışalım, yeter ki sürekli bunu takip edelim.

Uluslararası bağlantılar da çok önemli. Rotaların Eurovelo Avrupa Bisikletli Turizm ağı, Wine Cities, Gurme Şehirler ağı Delice ve Slow Food’a dahil olması öngörülüyor. İzmir artık dünyaya mı açılıyor?

Yarımadayı İzmir’de duyuruyoruz, Türkiye’de duyuruyoruz, dünyada duyurmaya başlıyoruz. Somut bir tanıtım bu. Duyurmazsan, tanıtmazsan, beklemezsen olmaz. Biz fuara birçok konuk davet ediyoruz, tanıtıma ciddi kaynak ayırmaya başladık ve fuarı çok kullanıyoruz. Gaziemir Fuar Alanı Türkiye’nin en nitelikli ve en büyük fuar alanı oldu. Ziyaretçiler İzmir’i tanıyor. Altyapımızı 11 senede görücüye çıkacak şekle getirdik. Bundan sonra altyapımızı geliştirerek, birbirimizi eğiterek, hep beraber bir sinerji yaratarak yürüyeceğiz.

ERC_7115Bu proje şehir ile birlikte büyüyecek gibi görünüyor. İzmirlilerin bu işe sahiplenmesi gerek diyebilir miyiz? Örneğin üretici pazarlarına gitmek, kendi bölgesinin ürününü almak, rotaları kullanmak-anlatmak…

Ürünün üretilen yerde tüketilmesi önemli. İzmir 4.5 milyon, Manisa 1.5 milyon, Aydın 1 milyon. Ege’de büyük bir nüfus var. Ürünlerimizi burada tüketsek, bu şekilde bile kaynak yaratmış oluruz. Antalya’dan gelen örnek bir ürünle,  Menderes’ten gelen bir ürünün ya da Balıkesir’e giden bir ürünün nakliye parası, akaryakıt gideri ülke ekonomisinde kalsa, bir kısmı çiftçide kalsa, bir kısmı tüketiciye yansısa, bir kısmı vergi olarak ülkeye gitse önemli bir kaynak yaratmış oluyoruz. Kaynak yaratmadan da kalkınma olmaz.

Bir yola düşün…

Milattan Önce 5 binlerden bu yana yerleşim alanı olan Yarımada’yı keşfetmek için çok nedenimiz var. Denizcilik, ticaret, felsefe, bilim, güzel sanatlar ve politikada çığır açan İyonya’nın (MÖ 11 – 6. yüzyıllar) mirası bu topraklarda yaşıyor. Hem antik kentleri hem de Selçuklu ve Osmanlı eserleri ile bin yıllardır doğanın bereketini bugünlere ulaştıran Yarımada, gerçek hayatı vadediyor.

Yürüyüş ve bisiklet yollarında, köy pansiyonlarında, yerel pazarlarda doğal hayatı yakalamak; tarihi mirasa dokunup mitolojik hikâyeleri dinlemek; topraktan ve su altından gelen zenginliklerle leziz ve şenlikli sofralar kurmak; pırıl pırıl denizde özgürlüğe uzanmak… Siz hele bir yola düşün; daha fazlasını bulacaksınız.

[Şubat 2016/İzmir Life]

 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir